Devam ediyor... s.294-311Övünmekte Haklıyız Çünkü Beşiktaşlıyız...#8
SonBarikat
Ne yaparlarsa yapsınlar, nerden ve nasıl saldırmış olurlarsa olsunlar, marşlarımızla, tezahüratlarımızla, atkılarımızla, formalarımızla, ruhumuzla, çoluğumuz-çocuğumuzla, inancımızla, çıkarsız aşkımızla, analarımızın duaları ile, yitirdiğimiz bedenler ile bezenmiş barikatı aşamayacaklar. Onurumuzla, gururumuzla, Şerefimiz ve Hakkımızla hep var olmak için… Son Barikatın Adıdır Beşiktaş
Bir Nihat Kahveci tepkisidir gidiyor ki, Beşiktaş adına, son zamanlarda anlam veremediğim, algılamakta zorlandığım birçok durumdan biri de bu.
Nihat çocuk yaşta sırtına Beşiktaş formasını geçirip başarılı olduktan sonra Bilgili yönetimi onu Real Sociedad’a zorla sattığında gözyaşı dökmüştük; İspanya’yı golleriyle ayağa kaldırırken gurur duymuştuk Beşiktaşlı diye; transfer dedikoduları ayyuka çıktığında “kartalımız Nihat” demiştik, “Türkiye’de Beşiktaş’tan başka bir takımda oynamam” açıklamasını yaparken... 15-20 maçla mı kaybolur, unutulur bunlar? Bugünlerde geçerliliği olan tek bir duygu var tabii; kazanmaktan başkası yalan. Nihat tabelaya adını yazdıramadığı sürece de, maalesef korkunç bir hayaletten ibaret.
Medya denen çirkef deryasını geçtim, Beşiktaş taraftarının böyle davranması insanın zoruna gidiyor. Taraftar 37 yaşına gelmiş ama hala çaylak kaleciler gibi goller yiyen ruhsuz Rüştü’yü ıslıklayabilir, 3 senedir hiçbir şey oynamayan Delgado’yu yuhalayabilir, fakat kendi evladı Nihat’a 6-7 ayın sonunda bunları yapamaz, yapmamalı. Dışından, “taraftar haklı, kötü oynuyorum diye tepki gösterebilir” dese de, içinden kırıldığını hissediyorum Nihat’ın. Gaziantep’te olanlar ise bunun dışavurumu. Birçok değerin yitip gittiği, insanlığın unutulduğu, maddiyatın en ilkel haliyle hakim olduğu şu çağa ayak uyduruyoruz ve ona uygun bahaneler üretiyoruz ya, helal olsun bize diyorum. Belki bu kulüpten bir Nihat daha yetişmeyecek, farkında mıyız acaba?
Biliyorsunuz! Nasıl da kara bir sessizlikle kaplıdır seyircisiz oynama cezası verilmiş müsabakalar...
Siyasetçilerin, boyunlarına takımlarımızın atkılarını takıp mitingler ve gösteriler yaparak, seçimlerde oy potansiyeli olarak gördüklerindeniz…
Mecliste yumruk yumruğa kavga ve küfürde, dokunulmazlık zırhında olanların kanun koyuculuğunda, bedeline 30 lira ödediğimiz bilet ile girdiğimiz statta yaşanan, en ufak bir münakaşada “kavgaya sebebiyet vermekle” itham edilip, spor müsabakalarından asgari 6 ay men ve 1200 liralık da para cezası ile bedel ödettirilenleriz biz…
Stadyum localarında sınırsız alkol tüketimi güvenlik altına alınmışken, mahsus mahallerde alkol kullandık diye “potansiyel suçlu” gözü ile bakılanlarız bizler…
Tebliğ-tebellüğ edildikten sonra 7 ila 15 gün içinde, beyan edilen idari para cezası yatırılır ve mahkemeye müracaat edilir… Mahkeme sonuçlanıncaya kadar zaten ligler bitmiş, takımlar yeni transferlerini yapmış, hazırlık kampında maçlar bir diğerini takip etmektedir. “Biz bastık cezayı siz başınızın çaresine bakın” denmekte olanlarız bizler… Bilet kuyruklarında zapt-u rapt altına alınıp üstü arananlarız… İtilip kakılanlar, sonra bir daha üstü arananlar, her türlü sözlü sataşmaya maruz kalıp, psikolojik dehlizlere alınan, darp edilenleriz bizler…
En ufak bir hak-hukuk anımsatmasında, demoklesin kılıcı ile “5149 kere” boynu vurulup, maçların sonucunu nezarette öğrenenleriz...
Çoluk-çocuk, yaşlı-genç, kadın-erkek demeden, üzerlerimize namluların gölgesi düşer... Dört kişinin kolunda iken, beşincisinin postal izini yüzümüzde taşırız… Panzerlere kobay kılınan, biber gazı işkencesine reva görülenleriz…
Çıkan her sesin akordu, kendi seslerine uymadığı için böyledir bu... Tekel isçilerinin direnişine olan hasmane tutumun, “Dağılmazsanız üstünüze polis salarız” diyen “yakala kurt” komutundaki sesin, ta kendisidir uyulması istenen… 
Takımın en yaşlı futbolcusu.
Takımdaki en eski oyuncu.
2 senede bir yerine oyuncu alınan ama yerini kimseye kaptırmayan adam.
Orta açabilseydim Real Madrid'de oynardım diyecek kadar yeteneklerinin farkında olan.
Futbolcu olmasaydım işçi olurdum diyecek kadar da gerçekçi, tavrını çekinmeden ortaya koyan.
Akla gelen en önemli 3 maçı Barcelona-Galatasaray-Fenerbahçe.
Taraftar zaman zaman bazı oyuncuları takar kafasına. Üzülmez de düşük performans gösterdiği maçlarda fazlaca nasiplenir bu eleştirilerden. Dönüp oyununa bakar lakin. Taraftar ile birebir sürtüşme yaşamamıştır.
Futbolundaki en belirgin özellikleri yaldıra yaldıra soldan gitmesi ve bazı maçlarda takıma çok fazla faul kazandırmasıdır. En nadir özelliği ise sıfıra indiği zamanlarda açamadığı ortalardır. Asla bir klasik bek oyuncusu olmadığı gibi tam bir hücum bek oyuncusu da değildir yani.
Takımın en belirsiz futbolcusudur Üzülmez. Hangi maç ne yapacağını kestiremezsiniz. Bir bakarsınız sadece topu geri çekmek için kullandığı sağ ayağıyla gol atmış. Başka bir maçta adrese teslim orta açarak önemli bir asiste imza atar.
Başka bir İnönü akşamında topu rakipten kapar, kendi etrafında bir tur dönerek topu takım arkadaşına vermek isterken hatalı pas vererek rakibe atar. Rakipteki topa tekrar müdahale eder ve kazanır. 3 metre kadar topu sürerek sağ kanattaki arkadaşına uzun pas atar ama yine hatalı pas olmuştur ve top rakip takım oyuncusuna gider. Üzülmez'dir ne yapsa yeridir.
Üzülmez bu sene yeniden herkesi şaşırtıyor. İster tecrübe diyelim ister hırs. Takımdaki 10. senesine giren Üzülmez 1 ay sonra 36 yaşına girecek. Daha 5 sene oynamaya hevesli gibi terini akıtmaya devam ediyor. Yendiğimiz Gençlerbirliği maçının da yenildiğimiz Antep maçının da en iyi oynayan Beşiktaşlısı bana göre İbrahim Üzülmez'dir. Oynadığı kadar oynatmaya hevesli tavırları, sürekli takımı ateşlemeye çalışması bile yeterlidir.
Bir Figer'i bile olmayan, Dünya kupasında boy göstermeyecek olan, İspanya liginin tozunu attırma imkanı hiç olmamış-olmayacak olan, yaşı 21 olup kendini gösterme telaşı olmayan, 30'undan sonra futbolcu olan biri değildir Üzülmez.
Beşiktaş'ın işçisidir Deli İbo. Tulumu da forması.
Keşke herkes kendine biraz bakıp üzülse de ''Üzülmez'' olsa. Yenildiği maç sonu rakip takım oyuncularına gülücük atmayı değil layıkıyla oynamayı profesyonellik saysa. Keşke herkes biraz Deli olsa.

KİMSİNİZ???
Telekom maçında, "BUKALEMUN" misali "RENK" değiştirip, provakasyon örgütlemeye kalkan, kendini de tribün aleminin bilgili görgülü zevatları arasında "ETİKETLEMEYE" çaba gösteren "TETİKÇİLERİN", ağır "ŞIMARIKLIK FORMASINI" üstüne geçirmek zorunda kalmıştır Ankaragücü Tribünü... 

Design by Arifin Hussain | Adaptación a Blogger por Blog and Blogger Templates