TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2010 Perşembe

GÖZLERE NUR, KALEMLERE MÜREKKEP OLMAYA GELDİK!

hakeme_gozluk1

Önce renkleri tanırız, daha sonra isimlerini ezberleriz. Önce karşımızda annemizi, babamızı görürüz daha sonra onlara anne-baba diye seslenmeye başlarız… Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir. İstemeyi öğrenir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz. Adresi bilmesek, sokağı hatırlamasak bile önceden gördüğümüz yolları, evleri, renkleri hatırlamaya çalışırız.

Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Her sabah güneşin doğuşuna tanıklık ederiz. Her akşam güneşin batışını görürüz. Tıpkı yaşam gibi; gördüklerimiz bir süre sonra kaybolur… Dünyanın güneşe arkasını dönmekte olduğunu biliriz. Ne var ki bu bilgi, bu açıklama gördüklerimize uymaz hiçbir zaman. Kabullenmek hep zordur.

Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız, nesneleri görüşümüzü etkiler. Hayata bakışımız buradan biçimlenir. Bir söz vardır bilirsiniz, “Okuyan mı çok bilir, çok yer gören mi?” Acıyı tarif edebilir misiniz? Yürek acısını… Aşk acısını, Beşiktaşımızın yenilgisini tarif edebilir misiniz? O acıyı nasıl yaşadığınızı anlatabilir misiniz…. Ben anlatamadığım için kendimi gömerim sessizliğe… Hani derler ya; “bu acının tarifi mümkün değildir” aslında hiç bir acının tarifi mümkün değildir…

Ölüme tanıklık etmemiş biri veya hiçbir şekilde ölümü görmemiş birini ölümle korkutamazsınız. İnsanların Cehennem'in gerçekten var olduğuna inandıkları ortaçağda ateşin bugünkünden çok değişik bir anlamı vardı. Gene de onlardaki bu cehennem kavramı, yanıkların verdiği acıdan, ateşi her şeyi yutan, kül eden bir şey olarak görmelerinden doğmuştur… Cehennemi, cenneti gören var mı? Ateşi, yanığı, yanmanın ne demek olduğunu bilenlerin sayısı çok ama çokkk… Veya başka bir anlamda mutluluk tarif edilebilir mi?

hakeme_gozluk2John Berger’in çok sevdiğim bir kitabı vardır: Görme Biçimleri… Aslına bakılırsa federasyonun bu kitabı toplu bir şekilde alarak, hakemlere hediye etmesini önereceğim ama federasyon bunu yapsa bile hakemlerin okumayacağından emin olduğum için, federasyon “Görme Biçimleri” adı altında bir seminer düzenlesin derim. Önerim ironidir… Herkesin durduğu yer bellidir…. Acıyı hissetmeyen yürekler onu anlatamaz, yaşayamaz, yaşayanların ise derdini bilemez…

Eğer bu önerim de tutmazsa o zaman sözüm bizimkilere:
Göz, göz çukurunda bulunan, iri bir bilye büyüklüğünde, görmeyi sağlayan küremsi bir organdır. Yukarıda anlatmaya çalıştığım şekliyle el alındığında hayat için, yaşam için herşeydir. Görme sorunu bir şekliyle herkeste olur, belirebilir, gözdeki görme sorunu bir tür sakatlık değildir. Bazen yaş ile ilgili, bazen de genetik bir problemdir.

Ben federasyondan hakemlere sirayet eden genetik bir problem olduğu kanısındayım. Sorunu çözmek adına önerimi şekillendiriyorum:
İçerdeki ilk maçımızda, herkes 25 krş bağışta bulunsun! Topladığımız paraları “Göz Nurunu Koruma Vakfı”na bağışlayalım. Bağışlayalım ki federasyona bağlı hakemleri ücretsiz göz kontrolünden geçirsin…

Kampanya için bir de pankart öneriyorum…Wink

GÖZLERE NUR, KALEMLERE MÜREKKEP OLMAYA GELDİK!

Belki bu vesileyle görmeyen gözlere, nur, yazmayan kalemlere de mürekkep oluruz…

Yazar: Özcan SAPAN

18 Ocak 2009 Pazar

Berlin çArşı Basın Açıklaması





Bizler Beşiktaşlı taraftarlar olarak daha önce de çok net bir şekilde ifade ettiğimiz üzere tekrar söylüyoruz; BU OYUNU BOZACAĞIZ!

Ne Türkiye Futbol Federasyonu’ndan, ne Merkez Hakem Komitesi’nden ne de yayıncı kuruluş Lig TV den bir adalet beklentisi içerisindeyiz. Çünkü biliyoruz ki yanlış yaşam doğru yaşanmaz ve bozuk düzende sağlam çark olmaz.

Politikleşmiş bir kurum, yarattığı ve yönettiği oligarşik lig yapısında adil ve eşitlikçi bir anlayışla hareket edemez. Misyonunda ve vizyonunda - spor kültürünü topluma benimsetmek, çağdaş ve kurumsal bir yapıda futbola yaygınlık ve katılım kazandırmak- yazılı olan Türkiye Futbol Federasyonu‘nun bugüne kadarki uygulamaları bu amaçtan uzaktır.

Siyasi iktidarların, işadamlarının, mafyanın şemsiyesi altında belli bir zümrenin ayrıcalığını kollayıp gözeten tutumuyla futbol federasyonu Beşiktaşımıza karşı sinsice engellemelerde bulunmuş ve hala da bulunmaktadır.

Kulübümüze ve taraftarlarımıza karşı uygulanan sayısız cezai yaptırımların emsalsizliği ortadadır. Aynı hususta bizlere uygulanan yaptırımlar başkalarına karşı geçerli değildir. Saha dışında, masa başlarında ittifaklar oluşturularak ilerleyen haftaların hesabı önceden yapılmaktadır. Bu hesap, faturanın Beşiktaş’a ödetilmesi hesabıdır.

Bu faturayı sizlere iade edecek ve Beşiktaşın haklarının tahsili için sesimizi her zamankinden daha da fazla yükselteceğiz.

Merkez Hakem Komitesi aracılığı ile saha içinde de hasmane tutumlarını sürdürmektedirler. Eyyamcı hakeminden tutun da düdüğü öten / ötmeyen, bayrağı kalkan / kalkmayan yandaşları sayesinde Beşiktaşımızı müsabakalarda mağdur kılmışlardır. Komitenin ve görevlendirmiş oldukları hakemlerinin uygulamaları sonucu yaşanılanlar ve akabinde Beşiktaşımızın bulunduğu nokta hepimizin malumudur.

Beşiktaş’ın varlığını sıradanlaştırmaya çalışan her kişi, kurum ve onların işbirlikçilerine karşı her şart altında sonuna kadar mücadele etmeye, asla boyun eğmemeye kararlıyız.

Herkesin ve her kesimin de bilmesini istiyoruz ki bizler bu düzenin bir parçası olmayacak ve dayatmalarınıza karşı direneceğiz. Her nerede, her ne zaman ve her ne olursa olsun Beşiktaş Jimnastik Kulübü ve onun büyük taraftarı üzerine oynanan oyunları bozacak, yazılan senaryoları sileceğiz!

Bizler Beşiktaşlıyız.

Beşiktaşlı olmanın anlamını ve ayrıcalığını biliyoruz. Geleneğimizin herkese ve her kuruma örnek teşkil edebilecek kıymette oluşunun gururuna sahip Beşiktaşlılar olarak bizlerin diğerlerine benzemeye çalışmak gibi bir hevesi yoktur. Sizlerin iki büyük yaratma sevdanızın ne kurbanı olmaya ne de bir parçası kılınmasına göz yumarız. Yaşanmış tarihimiz ve de o tarihi yaşatanlar göstermiştir ki aynı kan gurubuna dahil değiliz. Rekabet maneviyatta yaşanır ve fakat yaşananlar da ortadadır.

Ülkemizin insanları ekrandaki iki lümpene ve onların seviyesiz konuşmalarına mahkum kılınarak futbola yön belirlenmektedir. Tutarsız, eksik, yanlış ve yanlı yayıncılık anlayışları ile kendi ve piyasa muhataplarının çıkarlarına uygun suni gündemler yaratmaktadırlar.

Sergilediğiniz seviyesizliğinizi, ahlaksızlıgınızı iade ediyoruz; alın başınıza çalın ve siz çalın siz oynayın.

Biz bu oyunda yokuz ve BU OYUNU BOZACAĞIZ!