Şeref Bey Stadyumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şeref Bey Stadyumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2011 Salı

ŞEREF BEY'DEN MEKTUP VAR!

ŞEREF BEY


Yazar: Abdullah Doruk KOÇ


O zamanlar İstanbul’da bu kadar insan yoktu. Sokakların adımlarla geçilebildiği ve plaza ne demektir bilinmeyen zamanlardı. Trafik keşmekeşi nedir bilmezdi insanlar. Ülke ardarda gelen savaşların eşiğinden çıkmış ve yeni doğmuş bir bebek gibi emekleme aşamasındaydı. Gündelik hayatı, hobi denen mereti ilk kez tanıyordu insanlar ve futbol maçlarına dahi son derece şık ve güzel geliniyordu.

O zamanlar İstanbul’da bu kadar stat da yoktu. Tek tribünlü Fenerbahçe Stadı ve Şeref Stadı vardı. Günler geçip takım ve maç sayısı arttıkça statlar ihtiyacı karşılamaz oldu. Benim sahne alma sıram geliyordu artık, bilinmezlerde daha fazla duramazdım. Doğdum…

Zor ve sancılı oldu doğumum, tıpkı her ananın evladını doğururken çektiği o kutsal acı gibi. Planlandığı gibi olmadı yeryüzüne gelişim. Gazhane tarafındaki tesislere dokunamadılar. Sonra orayı yüksek bir taş duvarla kapattılar, artık yeryüzüne inebilirdim. Hatta İstanbul’un en güzel yerine konabilirdim. Ayaklarımın altındaydı İstanbul ve artık Türk futbolunun yeni merkeziydim.

1947 senesinin bir sonbaharında açtım kapılarımı cümle cihana ve cihan padişahı Beşiktaş’a. Yabancı bir takımla oynuyorlardı. Seyirciler hep bir ağızdan Beşiktaş’ı destekliyordu. O gün benim de her zerrem siyah beyazdı. Sanki o gün karar vermiştim ömrümün sonuna dek Beşiktaş’ın olmaya. Hele gençten bir çocuk vardı, Süleyman. İlk golü attığı vakit insanların öyle bir sevinci vardı ki görmeliydiniz. Ben böyle mutlulukların yeni adresiydim.

52 yılıydı, adımı değiştirdiler. Siyasi imiş, öyle dediler. Yeni adım Mithatpaşa’ydı ama insanlar yine de yalnız bırakmıyorlardı beni. Akın akın geliyorlardı sevdalısı oldukları renkleri görmeye. Ben aşıkları buluşturuyordum. Bu yüzden herkes beni sevdi. Hatta herkes futbolu benimle sevdi. Artık tüm maçlara neredeyse ev sahipliği yapıyordum. İstanbul’un üç büyüğü de benim kucağımda oynadı maçlarını. En büyük yıldızlar benim çamurumla yıkandı. Kimleri kimleri mutlu ettim, ya da üzdüm bir bilseniz. Kimleri gördüm, kimleri taşıdım üzerimde. Kimler ayak bastı harcıma keşke kelimeler yetse de dökebilsem. Milli maçlar da dahil olmak üzere ne tarihi günlerin altında imzam var benim. Belki şu vatanda Türk Bayrağı’nın santra öncesi en çok dalgalandığı yerim.

Yıllar ilerledikçe düzen de değişiyordu ve insanlar her yeni düzene ayak uydurmakta çok hızlıydılar. İsmim 73’te yeniden eski şeklini aldı, ona da çabucak alıştılar. Bir de artık her takım maçlarını burada oynamaya başlamıştı. Derbi maçlarda da öyle bilet sınırı falan yoktu, isteyen gelebildiği kadar geliyordu. O dönemde tüm seyircileri tanıdım yakından, bana en yakın gelen ilk gözağrım Beşiktaş’ın taraftarıydı. En görkemli yerim kapalı tribündü, gerçi hala da öyle derler. O kapalı tribüne hakim olmak için taraftarlar arasında bir güç gösterisi başladı. Beşiktaşlılar mangal yürekli çocuklardı. Hürriyet, Şeref, Bahattin, daha niceleri… Verdikleri kavga sonucu aldılar kapalıyı, bir daha kimselere vermemecesine. Artık onlar bana, ben onlara kavuşmuştum.

15 yıl hüzünle geçtikten sonra 82’de şampiyon oldu Beşiktaş. Bu da çok önemliydi elbet ama daha da önemlisi benim bir sevgili bulmamdı. O sene Beşiktaş semtinin gençleri bir grup kurdular kendi aralarında. Adını Çarşı esnafından, gücünü alın terinden alsın diye Çarşı koydular adını. Optik vardı, Ayhan, Cem, Alen, Cavit, “Hacıbaba”, Hasan, Murat, niceleri… Beşiktaş sevgisi çığ gibi büyürken ben o kapalının göbeğindeki yakışıklı çocuk Çarşı’ya kaptırmıştım gönlümü.

Çok güzel günlerimiz, anılarımız oldu. O 15 senenin tadını çıkarırcasına seri şampiyonluklar gelmeye başladı. Gencecik, fidan gibi Beşiktaş çocuklarının eviydim artık. Efsane kadro olarak tarihe geçecek isimler, mayalarında benim kokumu taşıdılar hep. O zamanın başkanı da yukarda bahsettiğim Süleyman vardı ya, oydu işte. Beşiktaş’ı çok mutlu ettik beraber, Beşiktaş da bizi. Metin’in fuleleri, Takoz’un faulleri, Feyyaz’ın golleri, Ferdinand’ın estetik çalımları, Mutlu’nun uzun taçları, Sergen’in frikikleri, Pascal’ın kapalıya koşması, İlhan’ın kartal kanatlarını açması hiç çıkmadı aklımdan. Aşkımız devam ediyor, aşkımızı büyütenlerin sayısı ise artıyordu. Milenyum dedikleri bir çağ kapıda bizi beklerken trilyoner dedikleri bir herif talip oldu bana. Cevabı kapalı verdi, “İnönü bizimdir, direkleri sizindir.”

Hepinize, gelmiş geçmiş her birinize minnet borçluyum çocuklar. Bazı zaman öyle boynu bükük ayrıldınız ki, bir daha gelmeyeceğinizi bile düşündüm. Ama siz her seferinde daha kalabalık, daha gür sesli, daha başı dik geldiniz. Ne bana ne sevdaya hiç küsmediniz, beni yalnız bırakmadınız hiç. O zaman söylemedim ama şimdi söyleyeyim, ben de size çok kıyak geçtim aslında. Mesela Barcelona’yı 3-0 yendiğimiz maçta Baba Hakkı’yı, Vedat’ı, Sanlı’yı, Yusuf’u kimseler görmeden ben aldım içeri. Biz o maçı 11’e 11 oynamadık. O meşhur PSG maçında herkese durması gereken yeri ben fısıldadım. Liverpool maçında siz kan ter dökerken ben kıs kıs gülüyordum çünkü kalenin içine otobüs parketmiştim çaktırmadan, imkansızdı gol olması. Her devirdiğimiz maçta vardır bir Ali Cengiz’im. Feda olsun Beşiktaş’a azizim.

Desibel rekoru kırdığınız günden beri kulağımda işitme kaybı var. Beşiktaş taraftarı kavga ettiği gün kalbim teklemeye başladı, huzur vermiyor. O kadar maçı kaldırmak kolay değil, tansiyonum da var artık. Doktorlar heyecan verici şeyleri yasakladı, Fener maçlarında bile perhizdeyim artık. Anladınız siz onu… Kolonlarım çatladı, koltuklar eskidi, boyalar dökülmeye başladı. Ben galiba ufaktan yaşlandım ey yoldaşlar. O çağa ayak uydurmakta bir numara olan insanoğlunun da istekleri değişti.

Eskisi kadar sağlam olmayınca insanlar da eskisi kadar güvenemiyor bana. Ben siz üşürken oturduğunuz yerde sizi ısıtamıyorum da. Üstünüzü örtemiyorum yağmur yağdığında ey yeni ve eski açık. Halbuki şimdi stat battaniyeleri var. Açılır kapanır oluyor, bir damla üşümüyorsunuz. Maç seyrederken portakal suyu falan da dağıtamam size. Dedik ya yaşlandık diye evlat… İşte beni bu yüzden emekli etmek istiyorlar. Oysa biz mutluyduk değil mi böyle? Siz ıslansanız da yağmurla coşuyordunuz hatta besteniz bile vardı ya. Siz ne kadar soğuk olsa da hava benimle ısınmıyor muydunuz söylesenize? En güvende hissettiğiniz yer benim yanım değil miydi? Artık böyle diyorlar, beni yıkıyorlar. Üstelik karanlıktan korkarım ben, birileri iyi geceler demeden uyuyamam. Sizin o son dakikalarda Gündoğdu var ya hani, o benim iyi geceler öpücüğümdü. O da mı gidiyor şimdi? Hay Allah.

Neyse yoldaşlar, lafı uzun ettim. Aslında anlatmadıklarım anlattıklarımın yanında okyanustur. Neler götürüyorum kendimle bir bilseniz. Anlattığım kadarını yazmasını bir arkadaşınızdan istedim. O da en mutlu günlerini benimleyken yaşamış, öyle söyledi. Ben de madem öyle, borcunu öde dedim. Bu da benim size ayrılırken hediyem olsun hesabı.

Şunu unutmayın… Beşiktaş benden sonra da var olacak ve payidar kalacak ama Beşiktaş ve sizler olmasanız ben bir hiçtim. Ve size bir sır daha vereyim giderayak. Ben en çok sizin bana “Şeref Bey” deyişinizi sevdim. Şerefiniz daim olsun, şerefin çocukları.

Beşiktaş ve Beşiktaşlılığın önünde saygıyla eğiliyorum.
Mabediniz, Beşiktaş İnönü Stadı.


şeref beyşeref beyşeref beyşeref bey


şeref beyşeref beyşeref beyşeref bey


inn10şeref beyşeref bey

29 Eylül 2010 Çarşamba

Kamuoyuna Duyurulur

BEŞİKTAŞ ŞEREF BEY STADYUMU MÜCADELESİ BİR HAK MÜCADELESİDİR VE O HAKKIN YERİNE GETİRİLMESİNE KADAR KESİNTİSİZ SÜRECEKTİR.


Şeref Bey’i yılda bir kez anan bir anlayışla değil, O’nun Beşiktaş’a duyduğu benzersiz aşkı her zaman yaşayıp, yaşatabilmek için yeryüzünde tek bir Beşiktaş’lı kalsa dahi bu mücadele var olacaktır. BEŞİKTAŞ ŞEREF BEY STADYUMU mücadelesi bir ŞEREF meselesidir ve anamızın ak sütü gibi helaldir.


Bizler, Beşiktaş taraftarları olarak iki yıl önce Şeref Bey’in ölüm yıl dönümü olan 13 Haziran’da, şu anki stadımızın isminin, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün sonsuza dek varolması, "futbol" gibi lokomotif bir branşın yaratım ve gelişim sürecine tereddütsüz canını dahi feda eden, futbol şubesi kurucumuz ŞEREF BEY’in adı ile anılması için BEŞİKTAŞ ŞEREF BEY STADI olarak isimlendirilmesini, bu yönde gerekli girişimlerin başlatılmasını ve bu gecikmiş vefa borcunun bir an evvel ödenmesini talep ederek, imza kampanyası başlatmış ve toplanan imzaları BJK yetkili kurullarına iletmiştik. Benzer bir çalışma 2009 yılının yazında da gerçekleştirilmiş olmasına rağmen Beşiktaş yönetimi konuya duyarsız kalmıştır.
FİYAPI ile yapılan reklam anlaşması gereğince, stadımızın isminin FİYAPI İNÖNÜ STADI olarak değiştirilmiş olmasını kınıyoruz.
SONBARİKAT, stadımızın adını tüm alanlarda BEŞİKTAŞ ŞEREF BEY STADI olarak telafuz etmeye devam edecektir.
Kamuoyuna duyurulur.
SonBarikat

10 Ağustos 2008 Pazar

Yeni Stadyum Projesi İnceleme Dosyası


Bu günlerde "adı ne olsun?" dedikodularına maruz bırakılan, gerçekte "Şeref Bey Stadyumu" ismine kavuşmasını beklediğimiz İnönü Stadını yıkıp, yerine "Yeni Stadyum" yapmayı hedefleyen "proje" ile ilgili inceleme dosyası hazırladık.

En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim;


Tarihi mabedimize vurmak isteyeceğiniz ve vuracağınız her bir kazma, Semt’imiz insanlarına ve biz Beşiktaş taraftarlarına vurulmuş olacaktır.


Beşiktaş için, Beşiktaş'ın geleceği için yapılan her türlü proje, her Beşiktaşlının başının üstündedir.

Bu taraftar, Beşiktaş’ın geleceği için küçük de olsa bir katkıda bulunma imkanını yakaladığı her an, dünyalara bedel büyük bir mutluluk duyar ve yaşar şüphesiz.

Beşiktaşlı, Beşiktaş’ına tarihi boyunca sahip çıkmıştır. Ve bunda bir kesinti olması söz konusu bile değildir.

Bundan, Sayın Başkan Yıldırım Demirören ve Yönetim Kurulu Üyeleri’nin de şüphesi olmamalıdır.

Dosyayı indirmek için:

Yeni Stadyum Projesi

29 Temmuz 2008 Salı

Şeref Bey Stadı İmzaları Teslim Edildi








Stadımızın adının Beşiktaş Şeref Bey Stadı olarak anılması kapsamındaki isim değişikliğine istinaden yürütmüş olduğumuz imza kampanyasını 16 Temmuz 2008’de sonlandırmıştık. Bu kampanyaya iştirak eden tüm katılımcıların imzaları, talebimizi belirtir çağrı mektubumuz ile birlikte birer dosya halinde hem Beşiktaş Postanesi’nden kulübümüze gönderilmiş hem de kulübümüz bizzat ziyaret edilerek tarafımızdan teslim edilmiştir. Fulya Projesi ile ilgili inceleme dosyamızı da benzer şekilde kendilerine ilettik.

Hazırlanan dosyalar ( İmza Kampanyası - Fulya Projesi) başta Beşiktaş Jimnastik Kulübü Yonetim Kurulu Başkanlığı olmak üzere BJK Divan Kurulu Başkanlığına da verilmek üzere ilgili kişilere ve adreslere 29 Temmuz 2008 tarihinde resmi olarak teslim edilmiştir.

Bu çalışmalara destek veren herkese bir kez daha teşekkur ederiz.

12 Temmuz 2008 Cumartesi

Beşiktaş Şeref Bey Stadı: Mücadelemizin Takipçisiyiz...


Stadımızın adının BJK İnönü Stadı yerine Beşiktaş Şeref Bey Stadı olarak değiştirilmesi için 12 Haziran 2008 tarihinde başlatılan imza kampanyasını Şeref Bey Stadı’ndan Şeref Bey adının söküldüğü tarihe denk gelen 16 Temmuz günü sonlandırıyoruz.

-Hiçbir zaman ödenemeyeceğini bildiğimiz bir vefa borcumuz olduğu için...

-Kulübümüzün Şeref’in Kulübü, futbol takımımızın da Şeref’in Çocukları olarak anıldığı bir tarihimiz olduğu için...

-Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne canı pahasına bir stat kazandırarak şehit olmuş Şeref Bey için...

-Beşiktaş’ın stadına Şeref Bey denilmesini bir hak olarak gördüğümüz için...

-Beşiktaş’a ait isimlerin, alanların yani değerlerin satış konusu yapılmasını şanlı tarihimize karşı bir ihanet olarak gördüğümüz için...

- Şeref Bey’in adının, geçmişteki fetret devrinin haksız ve çirkin yaptırımlarına maruz bırakılmasına, geçmişin siyasi çekişme ve ihtiraslarına kurban edilmiş olmasına rıza göstermediğimiz için...


Beşiktaş Şeref Bey Stadı dedik.


Bu süreç içerisinde imzaları ile destek vermiş olan tüm Beşiktaş’lılara teşekkür ederiz.

http://www.sonbarikatbesiktas.com/imza-kampanyasi/

12 Haziran 2008 Perşembe

Şeref Bey Stadyumu İmza Kampanyası


Beşiktaş Jimnastik Kulübü Yönetim Kurulu’na,

“ Yağmur altında, kasıklarına kadar kül ve çamur içinde futbol oynamaya çalışırken izlediği çocuklar için bir şeyler yapmalıydı Ahmet Şerafettin. Mesela oynayabilecekleri ve Beşiktaş'a ait bir stad. Ahmet Şerafettin tüm yasaklamalara ve ağır hastalığına rağmen İzmir deplasmanına gitti. Yolda yine fenalaştı ama belli etmedi. O gün söz verdiği sözü tuttu ve yine o gün maç yaptıklari stadı Beşiktaş adına alıp, yaptırttı.”
“ -Ah dostum Şerafettin... Hastasın biliyorsun, yatakta olman gerekirken hala Beşiktaş, hala Beşiktaş.... Beşiktaş seni öldürecek dostum bu genç yaşında ” dedi Doktor Enver . İnce bir sesle "feda " dedi ama kimseler duymadı.

Biz duyduk, sizler de duyun!

Biz, aşağıda imzası bulunan Beşiktaş taraftarları şu anki stadımızın isminin, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün sonsuza dek varolması için, "futbol" gibi lokomotif bir branşın yaratım ve gelişim sürecine tereddütsüz canını dahi feda eden, futbol şubesi kurucumuz ŞEREF BEY’in adı ile anılması için, BEŞİKTAŞ ŞEREF BEY STADI olarak isimlendirilmesini, bu yönde gerekli girişimlerin başlatılmasını ve bu gecikmiş vefa borcunun bir an evvel ödenmesini arz ve talep ediyoruz.

Saygılarımızla

http://www.sonbarikatbesiktas.com/imza-kampanyasi/