17 Nisan 2011 Pazar

BEŞİKTAŞ-GENÇLERBİRLİĞİ / 15 NİSAN 2011

BEŞİKTAŞ-GENÇLERBİRLİĞİ



Saat 19:20 gibi Dolmabahçe'ye geldim... Havaların ısınması ile taraftarların takıldıkları mekanlar da yavaş yavaş değişmeye başladı... Bazı taraftarlar iç bölgelerden kıyılara doğru gelmişler... Dolmabahçe Camii yanındaki kayıkhanenin orada, genelde tek tabanca takılan taraftarların yanında üçlü beşli muhabetleri gözlemlemek mümkün... Maça sayılı dakikalar kala boğaz manzarası ve güzel bir esinti eşliğinde biralarını yudumlayan taraftarlarların keyifli hallerini gördüm...

Malum mesainin son günü olunca, İstanbul trafiği falan derken maça ucu ucuna yetişen taraftarlar oldu... Yine de bu güzel Nisan akşamında sponsor biletleri bile yetmedi tirübünleri doldurmaya... En pahalı tirübün olan numaralı ağzına kadar dolarken, özellikle yeni ve eski açıklarda ciddi boşluklar oluştu... Tabi bu ters orantının sebebi de o tirübün için dağıtılan ücretsiz biletler...

Yine stad dışında işporta ürünler ve "pembe borsa" biletler (pembe diyorum çünkü sponsor biletlerini gişedekinden ucuza satıyorlar)...

Günün mesajı, Çarşı imzalı "kutlu doğum" pankartı oldu.... Ülkemizde uzun yıllardır adım adım ve istikrarlı bir şekilde gelişen "islami hareket" geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da pankartını açarak tirübünler dahil "heryerdeyiz" mesajını verdi....

Ama işin asıl sıkıntılı boyutu, bu pankartı açan tirübünün maç esnasında "koy şu .öt veren gençlere", "iki gelsin iki .ikicem böyle işi", " .bne lig tv sesi kıssana" gibi tezahuratlar yapması.. Bunun nasıl yorumlanacağını bilemedim. Yani ya açılan pankarta ya da söylenen tezahuratlarda bir sıkıntı var... Ya da bende bir sıkıntı var...

Bu arada maç esnasında "karagümrük" diye tabir edilen yerden, "ferdi ölmedi kalbimizde yaşıyor" tezahuratına katılım olmadı...

Yine maç esnasında Tayfur'un Nihat tercihi konuşuldu... Dendi ki "hoca Nihat'ı görüyor, ona göre takımda kalıp kalmayacağına karar verecek"... Lakin Tayfur'un kendi durumu belirsiz... Nasıl olacak?...

Bir de iddasız maç muhabbeti ve futbolcu ıslıklama olayı var ki akıllara zarar bir durum... Bir kere her maç önemlidir Beşiktaş için... Ve yine son dönemde değişen bazı şeyleri gözden kaçırmamak gerekir... O da takımların performanslarına göre aldıkları payların artması... Eskiden bu tip maçlar genelde Anadolu takımlarında oynayan topçuların gelecek sezon adına yapacakları transferler için, göz doldurma maçları idi... Bu durum devam ederken bir de takımların lig tv'den, iddaa'dan ve tff'den aldıkları pay artırılınca, artık "formalite maçı" diye birşey kalmadı, bunu unutmayalım...

Takım olarak konsantrasyonumuz sonlara doğru düştü... Üçüncü golü bulup maçı farka götüreceğimiz yerde oyundan koptuk... Orta sahayı boşaltık ve golleri yedik ...

Yine Nihat'ın sürekli tirübünlere oynamasını dikkatle izlemek lazım... İsmail ise facia işler yaptı, birde ıslıklar gelince iyice dağıldı...

Tirübünden ilginç bir başka detay ise, eski açık alt taraf en üst sırada bir elemanın kutu efesi yudumlaması idi... Adamda ne keyif var be...

Maç sonu "halkın takımı" atkısı aradık bulamadık. Yok satıyor girişimcilere duyurulur...

Tramvayda ise muhteşem bir apaçi grubuna denk geldik... Çocuklardan biri önce beni "yavşi cazibe" deki Kemal'e benzetti, sonra birisi "Yok... Abi Hentbol maçlarına falan geliyor" diyerek yanındakini uyardı... 4 kişilik grup ince ince besteler söyleyerek ve kimseyi rahatsız etmeden Cevizlibağ'a kadar geldiler bizimle ve dillerinde şu beste vardı:

"karanlık kuruldu geceye
bir ümit var yine içimde
kimsesiz bu puslu gecede
bırakmam beşiktaş'ım seni

ruhlar yorgun yollar habersiz
söz tükenmiş beste habersiz
deplasmandayız olmaz sensiz
bırakmam beşiktaş'ım seni"

Maç Hikayesi: Ali Mandacı

Fotoğraflar: Mustafa Anılır



http://www.facebook.com/album.php?aid=293130&id=204015873879

Hiç yorum yok: