23 Kasım 2009 Pazartesi

Emirhan Oğuz / Ateş Hırsızları Söylencesi - Myndos Geçişi

Meşin Yuvarlak
1967

Kırmızı beyaz
Uzun selviler üzerinde uçan
ilk uçurtmayı görmek gibi
saçak altına yuvalayışını ilk kırlangıcın
Naylon soluk benizlilerin kalesine
sürünerek yaklaşan Kızıl Tuğ’un süt kardeşi
Baba’nın sınıf geçme hediyesi
ayıptır söylemesi
sadece dört kardeşe değil
mahalledeki uzun bıçaklıları
perişan eden cümle apaçi’ye
Dörtbaşı mamur mağazadan değil
nalbur Durmuş’tan alınmış
başka umutların, başka mahalle
sahalarının tozunu yutmuş meşin yuvarlak
Yamulmuş biraz, dış deri boyası kalkmış
Göztepe’li Telli Hüseyin’in
her frikikte doksana taktığı
bizim sahada yetişmiş hayal
Büyük kardeş der ki bu hediye
baba’nın kalbindeki narın
hüznü gibi durmasın sahanın zemininde
Gerçi Fenerli antrenör dakka beklemez
çıkartır bizi mahalle takımdan
ama ne gam
onursuz desinler bize dönersek aşkımızdan
Bu topu baba hakkına Baba Hakkı hakkına
siyaha beyaza boyamalı
değil mi ki yer siyah gökler beyaz
Beşiktaş’ım âlemlerin kralı

diyor Emirhan Oguz pek yakinda cikacak olan Evvel Zaman adli siir kitabinda.

Kimdir Emirhan Oguz?

Emirhan Oguz Emirhan Abi’dir.

Sairler Parki’ndan taniriz. Mac sonralari Kazan’in dibindeki cay ocagindan, deplasman otobusundeki yolculuklardan taniyanimiz vardir… Kimimiz Kapali’dan kimimiz Eski Acik’tan asinadir; Emirhan Abi bizimle kolkola, omuz omuzadir.




20 yili askin bir zaman once kaleme almaya baslamis Ates Hirsizlari Soylencesi’ni. 1977 ile 87 arasi yazdigi siirlerinden olusan “Ates Hirsizlari Soylencesi” kitabi ile Akademi Kitapevi Siir Odulu ve Ceyhun Atuf Kansu Siir Odulu’ ne layik gorulen Emirhan Abi’nin bu kiymeti essiz kitabi uzun, epey uzun bir aradan sonra simdilerde tekrar yayinlandi. Okumak lazim. Okumak lazim cunku “yasam suncagiz bir sey iste”…

yaşam şuncağız bir şey işte
bir defter kalır gidenlerden
ayrı düştüklerimizden bir kitap
yıllar sonra aklına gelir de birden
bakarsın/kuytu dalında bir sayfanın
incecik izler vardır
diretmişliğimizden
yaşam şuncağız bir şey işte
altı çizilmiştir kimi satırların
gelseydiniz, karışsaydı gözleriniz çayın buğusuna
böyle koymazdı tozutarak esmesi karın
okursun/için burkulur da biraz
derin gizler vardırbirikmiş eski mektupların
yaşam şuncağız bir şey işte
bir dostun ölüm haberi gelir
bir ihzar müzekkeresi bir arama emri
sen bir ilmek daha arasın acının şiirine
duyarsın/biri sevdiğini öper son kez ağzından
sokaklar iz tarlası
adresin belirsizdir
yaşam şuncağız bir şey işte
güneş fabrika duvarlarına düşünce
sessiz adımlarla yürür sabahı umut
karışsan yankıların bir ışık salkımında yitişinde
dinlersin/yazılmamış bir tarihin
yalın dipnotudur bunlar
yazılır günü gelince

(emirhan oguz – kasim’85 sagmalcilar)



Bak, gordun mu? “bu kitapta sen varsin”.

Ates Hirsizlari Soylencesi, mujdemi isterimin karsiligi gibi Myndos Gecisi’ni de yaninda getirdi. Daha kafadan Miguel Hernandez ile yaptigi giriste onulmaz yaralarimiz mevcut…


Üç yarayla gelmisti:

aşk yarası
ölüm yarası
hayat yarası

Üç yarası var onun;

hayat yarası
aşk yarası
ölüm yarası

Üç yaramla yaşarım ben;

hayat yarasi
ölüm yarası
aşk yarası

(emirhan oguz, serbest ceviri, myndos gecisi)



Denildigi de gibidir zaten, hakikaten de oyledir.

Kadranla barut arasında bir ömür aşktan kısa” dir. Yalan mi ?

Sen sustun seni soranlar oldu:

kör oldum dedi şehri başka şafaklar altında bilen çınar
lal oldum dere agizlarına inen poyraz

şaç bağının cözüldügü yere ne güneşler yakışırdı

şaçlarına dokunan esrarıysa soran bulunmaz.

(emirhan oguz, myndos gecisi)


Ates Hirsizlari Soylencesi ve Myndos Gecisi adli siir kitaplarinin yanisira pek yakinda Evvel Zaman ve Mesel adli kitaplari da cikmis olacak.

Gideceğimiz yeri biliyoruz: / izler var / bizden önce bırakılmış”.

Dogrudur ve sayenizdedir… Halkin sairine selam olsun.

Hiç yorum yok: