11 Haziran 2009 Perşembe

Şeref Stadı. Beşiktaş'a Feda


Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, “ilk resmi İstanbul Ligi” şampiyonu olan Beşiktaş’ın o yıllarda devamlı yararlanabileceği bir futbol sahası bile yoktu ne yazık ki...

1929 yılı Ağustosunda Taksim Stadı’nın Galatasaray’a ait bir hissesi 5000 TL karşılığında satın alınarak, 1933 yılına kadar bu ihtiyaç giderildi.

Futbol şubesi sorumlusu Şeref Bey’in çabaları ile, bir dönem için halledilen bu handikap, yine bu ileri görüşlü spor adamının yaptığı planlı çalışmalar sonucunda nihayet toptan halledilmek üzereydi.

1930’lu yıllar ile birlikte iz sürmeye başlayan Şeref Bey, Beşiktaş’ın geleceğini teminat altına alacak yeni bir mülkün peşine düşmüştür.

Evvelce yanmış ve büyük tahribat görmüş tarihi Çırağan Sarayı ile moloz yığınlarının dolu olduğu bahçesini Beşiktaş’a stad olarak tahsisi gerçekleştirmek üzereydi.

Mevsim kıştı. Ankara’da İstanbul, İzmir ve Ankara karmaları arasındaki maçları idare etmesi için federasyon tarafından görevlendirilmişti. Aksilik bu ya, birkaç günden beri, vücudunu saran bir illetin verdiği ağrılarla kıvranıyordu.Doktorlar, erken tedaviye girmesinin faydalarını önüne sermelerine rağmen o, stad işini garantiye almak düşüncesiyle, görevlendirildiği maçları idare etmeyi düşünüyordu. Öyle de yaptı zaten...

Sonuçta, Ankara’nın kara kışında yönettiği maçlarda vücudunun daha da zayıf düşmesine neden oldu ve yatağa mahkum oldu ne yazık ki... Kulüp başkanı Fuat Balkan’ın da yapıcı teşübbüsleri ve o dönemin en önemli devlet adamlarından biri olan Beşiktaşlı Recep Peker’in delaleti ile tüm formaliteler tamamlanmıştı ama, Şeref Bey bu dünyada yoktu artık.


Beşiktaş “Şeref” Stadı


Evet... 1932 senesinde “Çırağan Sarayı bahçesinin” Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne “stad” olarak tahsisi nihayet gerçekleşmiş ve Maliye Bakanlığı bu tarihi mülkü 10 lira gibi sembolik bir aylıkla tam 99 yıllığına Beşiktaş’a kiralamıştı.

Çırağan bahçesini molozlardan temizlemek, toprak zeminin drenajını yaptırıp futbol oynanacak duruma getirme görevini, Şeref Bey’in en yakın dostu Nuri Çapa üstlenmişti. Bu işleri yapmak için ilgili firma astronomik bir ücret isteyince çok öfkelenmiş ve fabrikasındaki işçileri devreye sokarak maliyeti asgariye düşürmüştü.


Zamanın şartlarına göre Beşiktaş futbol şubesi, toprak ama düzgün bir zeminde antrenman yapma olanağına kavuşmuştu. Stadın komple inşaatı, 1940’lı yılların başına kadar sürdü.

Altı bin kişilik kapalı, dört bin kişilik açık tribün tam on bin kişilik seyirci kapasitesi stadın, giriş kapıları, soyunma odaları ve nizami yüzme havuzu da dahil olmak üzere toplam inşaatı 42 bin TL’ye malolmuştu. Stadın adı, muhalefet edenler olmasına rağmen Şeref Bey’in ismi ile anılacaktı artık.

Kongre kararı ile tesise “Beşiktaş Şeref Stadı” adı verilmişti. Stadın resmi küşadı çok görkemli olmuştu. Ertesi günkü gazete ve dergiler, bir zamanlar “Beşiktaş Çöplüğü” diye isim taktıkları bu yer için bu defa “Balkanlar’ın en güzel stadı hizmete açıldı” başlığı altında haberi okuyucularına duyurmuşlardı.

Beşiktaş futbol tarihi içinde Şeref Stadı’nın önemi çok büyüktür. Kulübün asırlık tarihine damgasını vuran, “en muhteşem Hakkı’lı, Şeref’li ve Şükrü’lü kadrosu” bu stadın getirdiği imkanlarla yetişip güçlenmiş ve rakiplerinin korkulu rüyası olmuştur.

Stad tam yedi yıl boyunca (1940-1947) sportif açıdan olduğu kadar, ekonomik açından da Beşiktaş’a büyük güç kazandırmış ve elverişli bir spor tesisin bir kulübün ayakta kalmasındaki önemini ortaya koymuştur.

Şeref Stadı yedi yıl boyunca, İstanbul Ligi, Milli Küme, Kupa ve Şilt karşılaşmalarına sahne olmuştur, 1948’de İnönü Stadı’nın devreye girmesiyle etkinliğini yitirmiştir.

Kaynak: Vala Somalı

10 Haziran 2009 Çarşamba

9 Haziran 2009 Salı

Beşiktaş Şeref'tir, Şeref Beşiktaş'tır


Beşiktaş’lı hayatın günleri ağır, omuzlar düşük, yandaşlar omuzdaşlar, yorgun, savruktu… Bu ruh hali daraltıyordu pas alanımızı… Neye yanalım, neye sarılalım ? Sarılacak direk mi yoktu Beşiktaş’ta…

İşte ŞEREF… Beşiktaş’ın ta kendisi… Kısacık hayatına sığdırdığı, unutulmaz bir adanmışlık hikayesi…


Sarılacaksak ve vefasızlık ve vurdumduymazlık ve tarihten bi haberlik gırla gidiyor durumunda idiyse olanlar ŞEREF’İMİZE sarılmalıydık… Sarılmaya çalıştık. Dedik ki :


“BEŞİKTAŞ ŞEREFTİR , ŞEREF BEŞİKTAŞTIR”…


Adanmışlıktır Beşiktaş. Omuzdaşlıktır. Sahip çıkma, kollama, ileriye yöneltme, geliştirme, büyütmedir. Hayattır işte Beşiktaş. Ruhu şad olsun hacı babanın lafı ile “Hayatta Beşiktaş” demeliydik.


Anma dedik yapalım. Herkes olmasa da, o gün Beşiktaşlı Hayatı süzmeye meyilli her bir Kartal gelsin demlensin ŞEREF’imizin dizi dibinde… Duyuralım, semtten doğru yola düşelim dedik.


Rüzgarında sallansın yaz melteminin dedik, astık sözümüzü yollar üstüne. Gören duyan bilsin ki, işte burası “BEŞİKTAŞ”… ŞEREF timsali kutsal toprak… Duysun cümle alem “BEŞİKTAŞ ŞEREFTİR,ŞEREF BEŞİKTAŞTIR”…


Azdık belki ama, yine özdük anmalarda son iki sene. Dörtdörtlük hazlar yaşadık ama… Çarpıtılmakta, kirletilmekte olan sokaklarda, yokuşlarda “Burası Beşiktaş, Milano Değil” diye kulak bile çekmiştik…


Bu “hafta” dedik. Hafta koyalım adını. Basında medyada, üstünde isim yapışmış “Beşiktaşlı Yazar Çizer Düşünür” de omuz versin istemiştik... Uyarmıştık ta. Hepsine haber göndermiştik, mesaj atmıştık;


“İçinde bulunduğumuz hafta Beşiktaş taraftarı tarafından "ŞEREF BEY HAFTASI" olarak anılmakta ve bu çerçevede forumlarda sitelerde çeşitli platformlarda geleneğe sahip çıkılmaktadır. Bu günlerde yoğun şekilde "Beşiktaş transfer haberleri" konuşulmaktaysa, bu şubenin kurulmasındaki insan üstü özverisi ve fedakarlıkları unutulmayacak olan "Ahmet Şerafettin Bey" sayesindedir.


Sizden ricamız; Bu hafta boyunca Beşiktaş Futbol Şubesini yaratan, adı ile menkul "ŞEREF Bey”imizi unutmamanız. İmkânınız olan satırlarınızda bu "DEĞERİMİZE" az da olsa vefa göstermeniz.” demiştik.


İstemiştik ki dağılmış dimağlara toplayıcı ışık olsun “Şeref”imiz…


Sonra yine aklımıza düşmüştü yârimiz.

Bu günlerde de atamızın adı kadar "inatla" tertemiz kazandığımız "Şampiyonluk" için, hazımsızlıkların türediği, her türlü "iç yanlışımızı göğüslerken biz, "haksızca" dış cephe vuruşmalarına maruz bırakıldığımız günlere denk geldi işte "ŞEREF BEY HAFTASI"...

Şimdi çok şey istemiyoruz yine...

Biz bize başlayalım diyoruz yine söze... Ve "biz" üstünden solumaya gayret edenlere inat gidelim istiyoruz "Şerefimize"...

Biliyoruz ki;“BEŞİKTAŞ ŞEREFTİR, ŞEREF BEŞİKTAŞTIR”

Ama bu sene şunu da bilsin istiyoruz herkes,

"ŞAMPİYONLUK ŞEREFTİR, ŞEREF BEŞİKTAŞTIR"

ŞEREF SÖZÜ ! UNUTAN, UNUTTURANDAN BETER OLSUN !
SonBarikat

8 Haziran 2009 Pazartesi

Hentbolde TARAF Olalım...SEYİRCİ Kalmayalım...


Geçen sezondan beri maaşları halihazırda ödenmeyen hentbol takımımız Avrupa 3.lüğü, Lig ve Türkiye Kupası şampiyonluklarına imza atarak bu sezon tarihinin en başarılı sezonunu geçirmesine rağmen geride kalan 10 ayda sadece 2 aylık maaşlarını almış olup sezonu yine alacaklı olarak tamamlamışlardır.

Bankalara borçları olan, maddi durumlar sebebiyle evliliği sonlanan, ülkesine para gönderemeyen oyuncularımız mevcuttur.

Hentbol takımımızın maaşlarının verilmemesinin yanı sıra primleri de halihazırda ödenmemiştir.

Neden?

Diğer şubelerimizde kupa dahi yokken hemen hemen tüm alacakların yatırılmış olması fakat aynı yaklaşımın hentbol takımımızı kapsamaması acaba hentbolcularımızı kulübe protesto çektirtmeye iterek kulüpten koparılmaları için yapılan bir oyun mudur?

Cünkü, eğer ki bir sporcu protesto çekip mahkeme yoluyla parasını alma yoluna giderse sporcuya Beşiktas Jimnastik Kulübü kapısı kapanıyor. Bu saatten sonra kendilerini her alanda ve her anlamda ispatlamış bu kalitede oyuncular bulunamayacağına göre seneye şimdiki bütçenin çeyreği fiyatına gençlerle düşmemeye oynanabilir ancak.

Federasyon kuralları gereğince sporcuların tüm alacaklarının 31 Mayıs’a kadar ödenmiş olması ve ödeme dekontlarının federasyona bildirilmesi gerekiyor idi. Bu durum yerine getirilmiş midir? Eğer bildirimde bulunulmamış ise sporcunun bonservisi düşüyor ve sporcularımız istediği takıma serbest transfer olma hakkınıi kazanmış oluyorlar.

Yöneticilerimiz sadece ve sadece her başarının akabinde fotoğraf karesine girmek için salona gelmişlerdir. “Yönetim uyuma, maaşları unutma” diyerek sezon başından beri takımını yalnız bırakmamaya çalışan bir avuç taraftar için “kim bağırtıyor bunları?” diyerek utanç vesilesi olmuşlardır.

Hentbol şubemizden sorumlu yöneticimiz Avrupa Üçüncüsü, Lig ve Kupa Şampiyonu hentbol takımımıza kol saati hediye etmenin yeterli olduğunu düşünebilir ancak yanlış saat bile günde iki kez doğruyu gösterirken bu verilen kol saatleri başka bir şeyi göstermektedir.

Taraf olalım, seyirci kalmayalım !

SonBarikat

Şeref Bey Haftası ( 8-14 Haziran )



Beşiktaşlılar,

Artık 3 yıldır geleneksel hale getirmek için çabaladığımız, “Haziran'lar Şeref'imiz için vefasızlıkla süslenmesin" diye koşturduğumuz günlerdeyiz yine...

Gelenek dediysek arkasında ilk duracak olan yine bizleriz diye başladık her Haziran'da koşturmacaya...

Şu günlerde "Şampiyon Beşiktaş" diye yeri göğü yıktığımız, dört bir yandan sımsıkı sarıldığımız Beşiktaşımızın Futbol Şubesinin kurucusu, bu yolda sağlığını feda edip hayatını da son nefesinde "Beşiktaşa Feda" sözleriyle noktalandıran Ahmet Şerafettin Bey anısına, "Şeref Bey Haftası" olarak yaşamaya, yaşatmaya meylediyoruz yine...

14 Haziran Pazar günü Saat 15:00 da "Şeref"imizi anmaya gitmek için toplanıyoruz.

Kazanda toplanıp "Şerefimize" gidiyoruz

ORADA OL !!!

Adres: Çırağan Caddesi Yahya Efendi Sokak / Beşiktaş

Ulaşım Bilgileri: Beşiktaş'tan Ortaköy ve Boğaz yönüne giden otobüsleri kullarak Yahya Efendi Mezarlığına ulaşabilirsiniz. Yapmanız gereken Yahya Efendi durağında inip yaklaşık 200 metre yokuş yukarı yürümek.

14 Haziran Pazar günü Saat 15:00 dan itibaren kazanda buluşup toplu gidilecektir.

SonBarikat

2 Haziran 2009 Salı

Mehmet Üstünkaya - Ruhu Şad Olsun


Beşiktaşımız'da 1973-1977 ve 1981-1984 yılları arasında başkanlık görevini üstlenmiş olan Mehmet Üstünkaya'nın, aramızdan ayrılışının 9.yılı. 1973 yılında başkanlığa gelen Üstünkaya döneminde Beşiktaşımız, ilk defa Türkiye Kupası'nı kazandı ve basketbol takımımız ilk ve tek şampiyonluğunu kazandı.

1981'de tekrar göreve gelen Üstünkaya, 1984'e kadar Beşiktaş Başkanlığı görevini sürdürdü. 3 Haziran 2000'de aramızdan ayrıldı.

Ruhu şad olsun.

SonBarikat

Kardeşimi Unutmadım








Dostların var, özleyip, içten seven. İsminin telafuzunda kah gülüp, hüzünlenen...


Şampiyon Oldun Beşiktaş, Mesut Ettin Bizi