sinan engin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinan engin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2011 Cumartesi

ŞEREF BEY'İ ANMAK / BEŞİKTAŞ'A SORULAR

BEŞİKTAŞ'A SORULAR

Bir grup Beşiktaş'lı ile birlikte, 11 Haziran 2011 Cumartesi günü mezar başında Şeref Bey'i andık... Kimdi Şerey Bey? Ölümünden yıllar sonra bizi mezarı başına getiren güç neydi ?

Beşiktaş Jimnastik Kulübüne futbolu getirmiş insan ve gelinen noktada Türkiye'nin en popüler futbol takımlarından birinin kurucusu olması yeterli sebep değildi elbette...

Bir dönem futbolcuların sezon öncesi getirildiği mezarının başına ne oldu da getirilmez oldu sezon başı futbolcular?

Değişen ne?

Futbol şubemizin kurucusunun mezarı başında, amatör şubelerin kapatılmasını konuşmak ve Beşiktaş'ta olmayan "muhalefetin", internet üzerinden var edilme komikliğini tartışmak bizim kaderimiz midir?

Yönetim - İstikrar- Başarı...

Ne kadar uzak geliyor bu kelimeler şimdi...

Beşiktaş'a senelerce gelen giden futbolcular kervanına, basketbol ayağımızdan Iverson ekleniyor, değişen ne oluyor?

Hocalarda da ayrı bir zik zak... Bir dünya çapında kariyerli hoca geliyor, bir "Beşiktaş'ın Çocuğu" dedikleri.... Sonra da "çocukların arkasındayız" denilip kapı gösteriliyor... Değişen ne oluyor?

Futbolu yaz yaz bitmez... Şimdi de bir kaç senedir süre gelen krizlerle, Basktebol çıktı karşımıza... Ödenmeyen maaşlar, parasını alamadıkları için idmana çıkmayan oyuncular, marka değeri bombası Iverson... İlerleyen ne? Basketbolu yazsak nereye taşıyacağız şimdi durumu?

Futbolda yapılan yıldız transferler yetmedi, devre arası alınanlar ve hocanın gitmesi/gönderilmesi olayları geliyor ardın sıra... Hali hazırda belli değil ne olduğu ne olacağı... "Şöyle olacak" diyebilenimiz var mı?

Fulya'da kaybedilen özdeğerlerimiz ve müteahite kazandırılan rant unutuldu gibi... Sahi neydi o antlaşmayı yapan yöneticinin adı? Nerede şimdi?

Şan Ökten Tesisleri...? İzni alındığı söylenen ama bir türlü başlanmayan yıkılmaya yüz tutmuş altyapı tesislerimiz?Haberimiz var mı ne durumda?

Peki mirasını Beşiktaş'a tesis yapılsın diye bırakan rahmetli Şevket Belgin'in mirası ? Ne oldu Şevket Belgin'in vasiyeti ile devrettiği miras?

Bunlar; "yönetimsel yalpaların, cevapsız soru işaretlerinden sadece bir kaçı"...

Tamamını yazmaya ne kalem dayanır, ne de sabır...

Ama şimdi moda "İnternetten Muhalefet"...

İnsanımız rahatsızlık duyduğu şeyleri, teknolojinin de yardımı ile anında birçok insanla paylaşıyor... Peki ne kadar etkili oluyor?

Bu konuyu Beşiktaş özelinde inceleyecek miyiz acaba? Kafa yoracak mıyız?

Yeri gelmişken bir örnekle bitirelim, özeleştiri mahiyetinde olsun bu da..."Kaçmak için bahaneniz çok, ama siz hesap vereceksiniz" diye çok iddalı bir ara yüz (internet işi site giriş aparatı işte) yapmıştık Demirören, Celalettin Kolot , Sinan Engin'in resimlerinin bulunduğu... Ne oldu? Koca bir hiç.... Kulübün "gerçek sahibi" kongre üyeleri sordu mu bu hesapları? Tabii ki hayır....

Taraftar da bir yere kadar... Kongre üyeleri sahip çıkmadıkça, kulüp bu bataklıktan kurtulamayacak...

O zaman kongrelere bakalım.... Üye sayısına, katılıma bakalım... Yanısıra üye niteliğine bakalım...

Nasıl üye yapılıyor insanlar bu külübe? Onu inceleyelim...

Bir dönem "Beşiktaş Kongre Üyeleri arasında başka takımların taraftarları var" iddası araştırılmış ve bir sonuca ulaşılmaya ramak kalmışken, neden el çektirilmişler? Ona bakalım...

Başkanın susturmak için BJK-TV yi armağan ettiği "arşivciye", yine önce derginin başına astronomik bir ücretle getirilen sonra da kapıya konulan Gökhan Dinç olayına bakalım... TV'ye verilen nakit paranın nasıl çarçur edildiğini araştıralım ... Olmaz mı?

Yeşilköy tesislerinin akibetini soralım... Pendik kürek tesislerinde "mutfak denetimi" sırasında görülen rezaletin neticesinde, mühürlenecek olan tesisin yine bir Beşiktaşlı kardeşimiz tarafından "taraftar hissiyatı" ile davranılarak, işlem yapılmadığını bilelim... Çilekli'deki tesislerin kullanım hakkı ne durumda? Onu soralım...

Siyasetin müdahalelerini görelim... İktidar partisi vazgeçmedi anlayalım... Murat Aksu'nun adaylığı sırasında sosyal demokrat refleks gösterip kerhen Demirören'e destek verenler neden mali kongrelere katılmazlar? Neden ortalıkta görünmezler? Neden sesleri çıkmaz?

Anlamaya çalışalım...

Yoksa sebep A.Keçeci'nin bir yazısında yazdığı gibi; "kongrelerde mafyavari işler oluyor" olması mı? Bunu öğrenelim...

İnsanlarımız tehditle mi sindiriliyor? Araştıralım...

Bir sürü soru ve alınacak bir sürü cevap var?

Kısa keselim şimdilik... Sonra da takip edelim....

Ama nihayetinde, sormaktan hiç yorulmayalım...

Hatırlamak için hep soralım...

7 Ekim 2008 Salı

Sinan'ı da Al Git!


Beşiktaş'ı düşünen ve Beşiktaş'ı gerçekten seven insan çoktan bırakıp, giderdi. Sizlerin de birgün bu kulüpten ayrıldığını göreceğiz. Beşiktaş'lının yarınlara ait umudu varsa, o yarınlar sizlerin gittiği gündür.

6 Temmuz 2008 Pazar

Beşiktaş Sen Bizim Ahlakımızsın


İnsan,söyle bir adım geriye attığında resmi daha boyutlu görüyor. Beşiktaş’ın iki kaptanı, birbirlerine böylesine bir öfke biriktirerek mi bunca zamandır ilk on bir oldular? Bu takımın içinde Beşiktaşlı olma gururu, O’nun yükleyeceği hiçbir değer bunca yıldır bırakın oyuncularımızı, kaptanlarımız tarafından dahi içselleştirilememiş ise… Eşelesen daha neler çıkacak kim bilir… Hani yarattığın ahlak? O suçlu, bu suçludan öncesi var…Daha mühim olanı….

Şimdi olaya biçilen mahiyet resmi açıklama ile duyuruluyor;

Diyor ki; “…Beşiktaş ilkeleri doğrultusunda bizim için her şeyden önemli olan iyi ve örnek insan olmaktır. Futbolculuk bu kriterlerden sonra gelir. Bahsi geçen her iki oyuncuyu da süresiz kadro dışı bıraktık ve kendilerine daha sonra belirleyeceğimiz çok ağır para cezaları vereceğiz. Bu, aldığımız idari bir karardır. İlerleyen günlerde gereken uygulamaları yapacağımızı söylemek isterim.

Biz normal olana nasıl seviniyoruz düşünsenize bi; bütün takımın birbirine sarılmasını, kardeşlik, birlik-beraberlik atfedip bununla gururlanıyoruz, mutlu oluyoruz, seviniyoruz, bunu yazıyoruz satir aralarında…hatta başlığı açılır oluyor..Normal olan bir şey bizde bu hissiyatı uyandırıyor ise, o karenin bir gerçeklik ifade ettiğine nasıl inanalım şimdi?

Bu yüzdendir ki ‘Beşiktaşlılık ilke ve duruşu’ mikrofon önünde sadece bir ezber olarak kalıyor. Yangın yerinde sigara içmektir bu, su taşımak değil. O ana kadar ki birikimi göremiyor, eksik olanın ne olduğunu tespit edemiyor isen, kıssadan hisse çıkartamıyor iseniz, Beşiktaş’ın şerefi futbolcuya kesilen para cezası ile takas edilemez.

Artik kafanıza dank etsin! Kendiniz içselleştirip, yaşatamadığınız Beşiktaşlılık ilke ve durusunu, O’nun ahlakını, siz allem-i cihan olsanız dahi bu camiaya tesis edemezsiniz.

Olay, sadece bugünün sorunu değil; bu olay sadece bir cerahat… Beşiktaş’ın bağışıklık sistemini yok ettiniz siz. İçerde, çok daha derinde bir ateş var, iltihap var. Hastalığın reçetesi ne süresiz kadro dışı kalmalarıdır, ne de maddi yaptırımlardır. Bugün bu, yarın başkaları… O eve önce günesin girmesi lazım; Şeref’in, Hakki’nın, geleneğinin ahlakinin hakim olması lazım o evde.

*‘Beşiktaş, sen bizim ahlakımızsın!’ diyebilmek lazım önce.