5149 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5149 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2011 Salı

KOĞUŞA İSİM BULMAK LAZIM

Sporda Şiddet Yasası

Bildiğimiz gibi mart ayının sonunda yeni düzenlenmiş haliyle "sporda şiddet yasası" kabul edildi. Bizler de o günlerde meclis tv'de tartışmaların bir bölümünü sıkılarak ta olsa izledik. "Sporda şiddet yasasının" tartışılma zamanı üzerinde, muhalif vekillerin zamanlama tespitleri yanlıştı misal... Uzun süredir mecliste olan konu, en son yine "libya" gündemi dolayısı ile bir süre daha ertelenmişti... 2004 yılından beri de kanun "eksik ve fazlalarıyla taraftarın tepesinde sallanan kılıç" misali çalışıyordu... Tam da son günlerde toplumda yaşanan şiddet olaylarına denk geldi aslında karar... Kayseri'de yaşanan vahşete, Sultangazide katledilen çocuğa, Bursa'da öldürülen üniversite öğrencisine, yaşanan ve "ortaya çıkarılabilmiş" tecavüzlere, her tarihte olan ama malesef tv'lerde "istatistik" olarak ifade edilen kadın cinayetlerine her türlü şiddet vakasının arttığı bir döneme denk geldi... Örnekleri malesef artırmak ve detaylandırmak mümkün... Bildiğiniz şeyleri tekrar edip canınızı sıkmayalım... Konumuz sporda şidetin önlenmesi ... İnternete ve medyaya düşen yasa metninde anlatılanlar ile ne yapılmaya çalışılıyor, bunu iyi anlamaya çalışmak lazım... Belki biz de taraftar olarak sözümüzü söyleyebiliriz böylece... Bize göre ilk olacaklar şu şekilde açıklanabilir; Başbakanın yargının yükünden bahsettiği şu günlerde, bu yasa ile mahkemelerin yükü biraz daha ağırlaşacaktır.... Yasanın "elektronik bilet" dediği şeyden birileri rant sağlayacaktır... Pankart yasağı ile, keyfi engellemeler ile "ifade özgürlüğü" sınırlanacaktır... Toplum hızla birbirine yabancılaştırılacak, örgütsüzleştirilecektir... Bir arada durmayı becerebilen "taraftar gurupları" da bundan etkilenecektir... "Güvenlik önlemi" diyerek her taraftara bir özel güvenlikçi, bir kolluk kuvveti anlayışı ile yeni rant alanları yaratılacaktır... "Eşitsizler" localarında içkilerini içip sigaralarını tüttürürlerken, "eşitler" koltuklarda sessizce oturtulmaya zorlanacaklardır... Siyasetçilerimiz silah edinebilme yaşını 18'e indirmeye çalışırken, 18 yaşında tribündeki heyecanlı gence hapis yolunu açacaktır... Daha da önemlisi uygulama konusunda insiyatif "kişisel olarak" emniyet amirlerinde olacaktır... Bunun ilk örneği misal Antalya-Bursa maçında yaşandı... Bir dönemdir saldırgan bir profil çizen Antalya taraftarı maç günü oldukça sessiz ve sakindi... Orada bir komiserle yaptığımız sohbette, valiliğin ve emniyet müdürlerinin kesin talimatı olduğunu, maç anında olay çıkardığı düşünülenleri, bahsi geçen yasaya uymayanları gözaltına alacaklarını ve yeni yasadan işlem yapacaklarını anlatıyordu... Fakat onlar da olayları nasıl ayıracakları konusunda tereddütlülerdi sanki... Örneğin küfür, tahrik, alkol vb. ilgili maddeler konusunda cevapsızlardı... Nitekim maçın devre arasında gelişen olaylar bu konudaki "keyfiliği" hemen gözler önüne seriyordu... Antalya-Bursa maçının devre arasında çıkan olayları basının büyük bir bölümü es geçti mesela... Yasayı meşru hale getirmek için Bursa-Beşiktaş maçı öncesi tertiplenen tezagahlara bakalım, bir de yasa çıktıktan sonra son Antalya-Bursa maçının devre arasında "teksas" diye adlandırılan tribünde olan hadiselere ve sonucunda yapılan uygulamalara bakalım... Standart dışı işlem ve bakış açısı, keyfi yaklaşım olduğu hemen gözler önüne serilecektir.... Peki "biz" neresinde oluruz bu yasanın ? Bizim tribünde baya sorun çıkacak gibi duruyor... Başka tribünlerde sorun çıkmayacağı ise (bir iki istisna dışında) garanti... Medyası, kolluk kuvvetleri, siyasileri, rakip takım yönetimleri.... Hepsi ama hepsi, yasanın özünü oluşturan "birarada durabilen tribün gruplarını" elimine etmek işinde, direkt bizim üstümüze oynayacaktır... Bakacağız bu sürece.. Şimdilik yasa emniyet amirlerinin insiyatifinde... Bizim "emniyet üstündeki insiyatifimiz" koyar olacakları ortaya... Yol değişik bi yol... Yürüyecek olanlar verecek değerini... Ya izleyeceğiz... Ya yürüyeceğiz...

15 Şubat 2010 Pazartesi

5149 ve Bizler

Biliyorsunuz! Nasıl da kara bir sessizlikle kaplıdır seyircisiz oynama cezası verilmiş müsabakalar...

Nasıl da çirkin durur o vakit maçlar, gördünüz, gördük.

Peki, sizi, bizi “nasıl görüyorlar” acaba?

374 milyon 610 bin dolarlık ihalelerde, yolunacak kaz olarak görülenleriz bizler…
Siyasetçilerin, boyunlarına takımlarımızın atkılarını takıp mitingler ve gösteriler yaparak, seçimlerde oy potansiyeli olarak gördüklerindeniz…

Mecliste yumruk yumruğa kavga ve küfürde, dokunulmazlık zırhında olanların kanun koyuculuğunda, bedeline 30 lira ödediğimiz bilet ile girdiğimiz statta yaşanan, en ufak bir münakaşada “kavgaya sebebiyet vermekle” itham edilip, spor müsabakalarından asgari 6 ay men ve 1200 liralık da para cezası ile bedel ödettirilenleriz biz…


Stadyum localarında sınırsız alkol tüketimi güvenlik altına alınmışken, mahsus mahallerde alkol kullandık diye “potansiyel suçlu” gözü ile bakılanlarız bizler…

Tebliğ-tebellüğ edildikten sonra 7 ila 15 gün içinde, beyan edilen idari para cezası yatırılır ve mahkemeye müracaat edilir… Mahkeme sonuçlanıncaya kadar zaten ligler bitmiş, takımlar yeni transferlerini yapmış, hazırlık kampında maçlar bir diğerini takip etmektedir. “Biz bastık cezayı siz başınızın çaresine bakın” denmekte olanlarız bizler… Bilet kuyruklarında zapt-u rapt altına alınıp üstü arananlarız… İtilip kakılanlar, sonra bir daha üstü arananlar, her türlü sözlü sataşmaya maruz kalıp, psikolojik dehlizlere alınan, darp edilenleriz bizler…

En ufak bir hak-hukuk anımsatmasında, demoklesin kılıcı ile “5149 kere” boynu vurulup, maçların sonucunu nezarette öğrenenleriz...

Çoluk-çocuk, yaşlı-genç, kadın-erkek demeden, üzerlerimize namluların gölgesi düşer... Dört kişinin kolunda iken, beşincisinin postal izini yüzümüzde taşırız… Panzerlere kobay kılınan, biber gazı işkencesine reva görülenleriz…

Çıkan her sesin akordu, kendi seslerine uymadığı için böyledir bu... Tekel isçilerinin direnişine olan hasmane tutumun, “Dağılmazsanız üstünüze polis salarız” diyen “yakala kurt” komutundaki sesin, ta kendisidir uyulması istenen…
Bunca “şiddeti” ve “düzensizliği” uygulayanlar, şimdi de” spor müsabakalarında şiddetin ve düzensizliğin önlenmesi” için var olan kanunda, daha da sert tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemeler yaptılar...
İl Spor Güvenlik Kurulu toplanır;
“Sayın” olan hep vali yardımcısıdır... Sağlık İl Müdürlüğü’nden şube müdürü teşrif eder… Bir başka şube müdürü Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nden gelir… Kolluk kuvvetlerinden polis şube müdürü, İl Jandarma’dan astsubay kolluklu gedikli gelir... Varsa Futbol Federasyonu’ndan bir yetkili, yoksa Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı veya herhangi ‘biri’si vardır.
Peki ya biz? Bizim de söyleyeceklerimiz varken, bizler neden hep peşinen yasaklıyız?
SonBarikat